eyüp yıldırım tarafından yazılmış tüm yazılar

BENİ KİM ÖPTÜ?

Bir kadın düşüyor rüyasına.
Bir çocuk sessizce bağırıyor.
Bir adam, gece boyunca hiç kimseye çarpmadan yürüyor.
‘Beni Kim Öptü?’ cevap arayan sorularla değil; sizi duygularınızın kıyısında gezdiren anlatılarla örülmüş bir kitap.
Zamanın dışına sızan, bazen ayakucumuzda, bazen gönlümüzün ortasında duran, kırılgan hikâyelerle dolu.
Eğer siz de gerçeklikten daha gerçek rüyalara inanıyorsanız, bu kitap sizi anlatıyor olabilir.

Mevcut görselin alternatif metni yok. Dosya adı: wh_dfc32f145.jpg

“‘Beni Kim Öptü’, benim için sadece bir öykü kitabı değil; yılların birikmiş duygularının, yaşanmışlıkların ve içimde taşıdığım soruların bir yansıması. Hayat insana çok şey biriktiriyor: sevinçler, kırgınlıklar, ironiyle karışık hüzünler… Bu kitabı yazarken aslında kendi iç yolculuğuma çıktım. Çocuk edebiyatında masumiyetin dilini aramıştım; burada ise yetişkinliğin karmaşasını, bazen gülümseten bazen de susturan yönlerini anlatmaya çalıştım. Her öyküde biraz kendi iç sesim, biraz da çevremde gördüğüm insanların yankısı var. Belki de bu yüzden, okuyan herkesin kendine ait bir iz bulmasını umuyorum. Çünkü bu kitap, tek başına benim değil, hepimizin hikâyesine dokunabilecek parçalar taşıyor.”

7 Kapı 7 Şifre – Yunus Emre

Mevcut görselin alternatif metni yok. Dosya adı: wh_49513a99d.jpg

Babası Yusuf’a karne hediyesi olarak bir tablet almıştı. Tek bir şartı vardı; bilgisayarın girişinde basit bir bulmacayı çözmek. Bundan kolay ne var diye düşündü Yusuf, ama yanılmıştı. Bu öyle sıradan bir bulmaca değildi. Bulmacayı çözmek için tuşa basması ile kendini bir mağarada buldu. Mağaranın ne girişi ne çıkışı vardı. Sadece değişik şekiller ve rakamlar. Yusuf, şifreleri ipuçlarını buldu, şifreleri çözdü, yedi geçitten geçip Yunus Emre’nin hayatının yedi farklı dönemine şahitlik etti. Farklı kişileri, zamanın koşullarını öğrendi, muhabbet ortamlarına katıldı. Aklını bilgi ile gönlünü sevgiyle doldurdu. Yunus Emre Hazretlerinin hayatında sohbet muhabbetle şiir gibi bir gezinti…

7 Kapı 7 Şifre Mevlana

Mevcut görselin alternatif metni yok. Dosya adı: wh_c8ff1c80f.jpg

Babası Yusuf’a karne hediyesi olarak bir tablet verir. Ama bir şartı vardır; bilgisayar girişindeki bulmacayı çözmek. Ne olmuş yani çözüverir değil mi? Yusuf da öyle düşündü ama fena yanıldı. Bir tuşa bastı her şey değişti. Bilmediği bir yerde buldu kendini. Kapılar, geçitler, şifreler, bilmeceler. Şifreleri çözdü, yedi ayrı kapıdan geçti. Her kapıdan Mevlâna’nın başka bir dönemine gitti. Mevlâna ile birlikte dönemin önemli insanlarını, ülkelerini ve olaylarını da öğrendi. Maceralı bir yolculukla zamana şahitlik etti. Bilgiler edindi, eğlendi.
Hz. Mevlana hiç bu şekilde anlatılmamıştı.

İKNA

İkna edilebilir bir yanı yok bu işin. Eğer olsaydı ya da ben bilseydim, bunun için gayret gösterir miydim emin değilim. Emin olmadığıma, hatta baştan böyle bir durumun imkânsız denecek derecede zor olduğunu düşündüğüme göre muhtemelen buna hiç kalkışmazdım.

Bir pazarcının malını satmak için bağırması gibi “ikna” satılamayacağını bildiğim için ve müşterisini çığırtkan bir cazgır edasıyla çağıran lokantanın birbirine karışmış yemek kokularının sokağa bıraktığı sası yağ ve baharat kokusunun peşinden gidemeyecek kadar fikre hürmetim olduğunu bildiğim insanlardan utanırım.

Mevcut görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ikna.jpg

Zavallı ve perişan bir kadının, üzerinden bedenine, bedeninden ruhuna leke leke yapışmış, el ve dudak izlerini suyun kudretiyle temizleme gayreti kadar anlamlı bir emek veremeyen biri, sizin “ikna” çabanızı nasıl ve ne maksatla algılayabilir. Ancak kötü yolun yolcularından düşen perişanlık ve tiksinti dolu, kusmuk kokan sahte tövbelerine bir yenisini eklemeye çalışan biri olarak görecektir sizi.

İkna kendinden öte ve kendine göre yeni bir dünya için olabilir mi? Bence olamaz. Olursa da sahte olur. Az önceki tasvirden daha beter olur. Öyleyse “önce kendi evinin önünü süpürmek gerekir” düsturu yine devreye girecektir.

Ve bence daha da önemlisi o zaman başkasının önünden gözünüzü çekmenin bizim için daha hayırlı olduğunu da göreceğiz. İkna olacağız. İkna oldukça durgun su birikintisinde şavkını seyre dalıp, ondan medet uman bir aptala dönüşmezsek -ki böyle bir risk her zaman vardır- o zaman doğru yola ulaşmasak bile ulaşmanın anahtarını ya da pusulasını kavramaya başlayabiliriz gibi geliyor bana.

Hülasa dostum, erikten kamaşan dişlerini sirkeyle tedavi edemezsin…EYÜP YILDIRIM

4 EYLÜL 2023

Göçmen Ayılar Kitabı Çıktı

Dünyada göç ettiği bilimsel olarak ispatlanan tek ayı türünün Türkiye’de olduğunu biliyor muydunuz? Bu ve bunun gibi birçok doğa olayını macera dolu bir hikâyede okumaya ne dersiniz?

Artvin, Şavşat, Pınarlı köyünde yaşayan Ali, ayı yavrusu ile beklenmedik bir dostluk kurar. Ali’nin hayatını değiştirecek maceralar böyle başlar. Ali, ayı yavrusu ile birlikte, doğanın güzelliklerini, zorluklarını ve sırlarını keşfeder. Bu süreçte hem kendisi hem de çevresindeki insanlar ve hayvanlar hakkında çok şey öğrenir. Bu hikâye, sadece bir macera değil, aynı zamanda doğaya ve tüm canlılara karşı sorumluluklarımızı hatırlatan, kalpleri ısıtan bir eserdir.

Mevcut görselin alternatif metni yok. Dosya adı: gocmen-ayilar-afis-2-kucuk.jpg

“Göçmen Ayılar”, doğayla iç içe yaşamanın getirdiği heyecanı, merakı ve sevgiyi hissettiren bir kitaptır. Bu kitabı okurken, siz de Ali’nin ayı yavrusu ile kurduğu dostluğun, onun hayatında nasıl bir değişime yol açtığını merak edeceksiniz. Peki, Ali ve ayı yavrusu, bu maceradan zarar görmeden çıkabilecekler mi? Cevabı, “Göçmen Ayılar”da bulacaksınız.

Kitapyurdu link aşağıda: https://www.kitapyurdu.com/kitap/gocmen-ayilar-/676300.html